
Mardin'in merkez Artuklu ilçesindeki Dara Antik Kenti'nde yaklaşık 1500 yıllık damla ve dalga figürlü mozaik bulundu. Dara (Anastasiopolis), Mardin şehrinin 30 km güneydoğusunda, Nusaybin’in 18 km kuzeybatısında ve Suriye’deki Amuda kentinin 7 km kuzeyinde yer alıyor(1). 4 kilometrelik alana yayılmış sur yapıları İç kale, kentin kuzeyinde ve 50 metre yüksekliğindeki tepenin üst düzlüğüne kurulmuştur. Mezopotamya Ovası ile Tur-Abidin Dağları'nın birleştiği yerde kireçtaşı ana kaya üzerinde kurulan kent kaya içine oyulan yapılardan oluşmuş ve geniş bir alana yayılmıştır(2).

Mardin'in merkez Artuklu ilçesindeki Dara Antik Kenti'nde 38 yıl önce başlayan kazı çalışmaları geçen yıldan beri de Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında sürüyor. Kent merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Oğuz Mahallesi'nde bugüne kadar yürütülen kazılar ve arkeolojik araştırmalarda, nekropol (toplu mezarların bulunduğu yer) kilise, saray, agora (çarşı), zindan, tophane ve su bendi kalıntıları ortaya çıkarıldı, bölgede 10 binden fazla ok ucu ile kandil, cam, seramik eserler ve ziynet eşyaları bulundu. Mardin Müzesi başkanlığında devam eden kazılarda, agorada 20'ye yakın dükkan ve atölyenin yanı sıra Roma döneminde yapılan 1500 yıllık içme suyu sistemi ortaya çıkarıldı.
Bu yıl ise kazılarda dükkan ve atölyelerin hemen yanında konut olarak kullanıldığı değerlendirilen yapılarda damla ve dalga figürlü yaklaşık 1500 yıllık mozaik alan keşfedildi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, AA muhabirine, Antik kentte son birkaç yıldır agora bölgesinde çalışmalara devam ettiklerini, kazılarda çıkardıkları eserleri müzede sergilediklerini, bazılarını da yerinde koruduklarını bildirdi: "Buluntuların en yenisi de mozaik. Süsleme amaçlı, evin zemininde olduğunu değerlendiriyoruz. Neredeyse bozulmamış halde bulduk. Bu da bizim için çok sevindirici. Muazzam bir keşif bizim için, 1500 yıldır el değmemiş bir mozaiği tekrar gün yüzüne çıkardık. Mozaik yaklaşık 50 metrekare. Antik dönemde de 2-3 yerde restorasyon gördüğünü anlayabiliyoruz. Mozaiğin bulunması bizleri çok heyecanlandırdı. Tek parça halinde çıkaracağız"

Son yıllarda yaptıkları kazılarda kentteki (agora) çarşının dükkanların işlevinin anlaşılmasını yönelik 5 yıldır çalışmalar yürüttüklerini bildiren Dara Kazı Sorumlusu Arkeolog Dr. Devrim Hasan Menteşe "Bu dükkanlarda neler yapıldığına dair birçok kanıt bulduk. Bu dükkanlarının çoğunun tabanlarının mozaikle döşeli olduğunu fark ettik. Birçok yerde bulduk bu parçaları ama bir bütün halinde pek fazla bulamamıştık. Antik kentte mozaikler açısından çok zengin bir kültür var özellikle agora kısmında dükkan ve dükkan sahiplerinin olduğunu düşündüğümüz konutlarda. Birkaç hafta önce bir mozaik bulduk. Şu anda yarısından fazlasını çıkardık ama açtığımız sondajlarla tüm bir mozaik olduğunu gördük. Bir bütünlük oluşturuyor. Büyükçe bir odanın tabanını oluşturuyor. Üzerinde dalga ve damla motiflerini gördük. Geometrik desenler, özellikle bordürlerin içerisinde dalga ve baklava dilimli motifler var. Üzerinde I. Justinianus zamanında tarihlenen bir sikke bulduk. 525-575 tarihleri arasında inşa edildiğini gösteriyor. Yani yaklaşık 1500 yıllık bir tarihe sahip bir mozaik" bilgisini verdi.
Yaptıkları kazılarda, Dara Antik Kenti'nin sadece askeri amaçlı değil Roma'nın Mezopotamya'daki en önemli ticaret merkezlerinden biri olduğunu anladıklarını belirten Menteşe, "Aynı zamanda bulduğumuz, dini yazıtlarla antik kentin dini bir nokta olduğunu, en azından hacıların uğrak yeri olduğunu gösteriyor" dedi.
Kaynak: Halil İbrahim Sincar /AA


Dara Antik Kenti'nin Tarihi(1)
Dara, MÖ 3. yüzyıl ortalarından MÖ 1. yüzyıla kadar Parth ve Seleukos Krallıkları arasında el değiştirmiştir. MS 6. yüzyıl başlarında küçük bir yerleşim olan Dara, Doğu Roma İmparatoru Anastasius (491-518) tarafından garnizon kent olarak seçilmiş ve kentte 503-507 yıllarında inşa faaliyetleri yürütülmüştür. Anastasius kurduğu kente adını vermiş (Anastasiopolis) ve Dara’yı Mezopotamya Bölgesi’nin idari ve askeri merkez üssü haline getirmiştir. Anastasius Dönemi’nde (MS 491-518), küçük bir köy yerleşkesi üzerine kurulan kentin, bu alana kurulmasında Nisibis’e (Nusaybin) olan yakınlığı, bölgenin stratejik ve korunmaya müsait konumda olması, su kaynaklarına yakın ve ovaya hâkim bir noktada bulunması belirleyici olmuştur. Dara, 577-591 ve 606-620 yılları arasında Sasani İmparatorluğu hâkimiyetine girmiş, MS 620 tarihinden MS 639 tarihine kadar Doğu Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde kalmıştır. 640’ta Dara ile birlikte Kuzey Mezopotamya’nın büyük bir kısmı Arap hâkimiyetine girmiştir. 10. Yüzyılda yeniden Doğu Roma hâkimiyetine kısa süreliğine giren Dara, 11. Yüzyılın sonlarına kadar Selçuklu Devleti ve Doğu Roma İmparatorluğu arasında el değiştirmiştir. Dara, 1150 yılında Artuklu Beyleri’nden Timurtaş tarafından kuşatılıp alınmış ve Mardin Artuklu Beyliği’ne bağlı bir kent haline gelmiştir. 1251-1259 yılları arasında İlhanlılar tarafından da büyük oranda tahrip edilmiştir. Bu tarihlerden itibaren yavaş yavaş terk edilen Dara, 14. Yüzyılda sadece küçük bir köy yerleşmesine dönüşmüştür. Mevcut Dara köyü yerleşimi ise, 18. Yüzyılın sonlarına dayanmakta olup görkemli Roma kentinin üzerinde yaşantısını sürdürmektedir.
Dara Antik Kenti'nin kentsel ve mimari elemanları(1)
Nekropol (Mezarlık Alan): Kentin batısında uzanan geniş tepelerde, doğal kaya kütlesi oyularak derin ve geniş vadiler biçiminde kaya mezarlık alanı oluşturulmuştur. Bu alanda 3 farklı mezar tipi bulunmaktadır. Bunlar, kaya mezarları (6. yüzyıl), lahit tipli mezarlar (6.-8. yüzyıl) ve basit sanduka mezarlardır (8.-14. yüzyıl).
Büyük Galeri Mezar: Kaya nekropol alanında, boyutları, planı ve iç düzenlemesiyle en dikkat çekici yapı, tamamen ana kayaya oyularak düzenlenmiş olan üç katlı geniş mekândır. Taş ocağı ve nekropol alanının birlikteliğinden oluşan ve benzeri örneklerine az rastlanan Dara nekropol alanı, kültürel peyzaj değerleri açısından önemli bir alandır(3).
Surlar: Kentin, üzerine kurulduğu üç büyük tepeyi çevreleyen yaklaşık 4 km uzunluğundaki sur duvarlarının 2.8 km’lik kısmı net olarak takip edilebilmektedir.
Kapılar: Dara’da, şehrin sur sistemi üzerinde dört yönünde de ana kapı izlerine rastlanmaktadır. Bu kapılar; Güney, Kuzey, Doğu ve Batı Kapısı olarak isimlendirilmektedir.
Agora Caddesi: Kentin güney kapısından itibaren büyük blok taşlarla döşenmiş olan cadde, güney kapıdan başlayarak kuzeye doğru 45-50 m kadar uzanmaktadır ve yaklaşık 5.80 m genişliğindedir. Kent içinde nehir boyunca uzanan caddenin, doğu kenarı dereye bakarken batı kenarı boyunca bir portiko ve arkasında dükkânların/atölyelerin bulunması ve caddenin İpek Yolu ile bağlantılı konumu, Mezopotamya’dan gelen ticaret kervanlarının buradan giriş yaptığını ve alanın kentin alışverişi için ayrılan kamusal bir alan olduğunu göstermektedir. Kent içinde nehir boyunca uzanan caddenin, doğu kenarı dereye bakarken batı kenarı boyunca bir portiko ve arkasında dükkânlar bulunmaktadır.
Sarnıçlar: Yüksek dağlardan gelerek depolanan ve su ihtiyacını karşılamak üzere kanallarla tüm kente dağılan su sistemleri ve sarnıçların, kentin savunmasında da önemli bir yeri olmuştur. Kent, özellikle Sasani orduları tarafından kuşatıldığı ve dışarıyla irtibatının kesildiği dönemlerde, bu su kaynakları sayesinde uzun süre direnebilmiştir.
Maksem: Maksem (üstü örtülü su deposu), kentin akropolünün güney yamaçlarına, ana kaya içine oyularak yapılmıştır.
Kilise-Zindan Sarnıç: Agora caddesinin yaklaşık 100 m kuzeybatısında kalan büyük sarnıçtır. İki katlı yapının üzerinde şehrin katedrali (Büyük Kilise) bulunmakta olup bugün sadece batı kısımdaki bir duvarı ayakta kalmıştır.
Vaftiz Teknesi
MOZAİKLİ YAPILAR
Mozaikli Yapı 1: Büyük kaya mezarlık alanının 50 m kadar güneyinde yer almaktadır. Roma İmparatoru I. Anastasius Dönemi’ne ait bir yapıdır. Mozaik kompozisyonunda çoban, bitki ve hayvanların resmedildiği bir sahne ve ortasında 11 satırdan oluşan bir yazıt yer almaktadır. Yazıtta şehrin 507 yılında I. Anastasius’a ithafen Diyarbakır (Amida) kiliselerinin katkısı ile kuruluşu aktarılmaktadır.
Mozaikli Yapı 2: Güney surun yaklaşık 20 m kuzeyinde ortaya çıkarılan mozaik, yaklaşık 8.5x7.5 metre (56 m²) ölçülerindedir. Dört tarafı duvarlarla çevrili olan yapının taban mozağidir. Mozaiğin genelinde bezeme olarak balık pulu motifi işlenmiştir. Renk olarak ise sadece kırmızı ve beyaz renkler kullanılmıştır.
İslami Dönem Mezarları ve Türbe: Nekropol alanındaki Mezarlar, 7.-14. yüzyıllara tarihlenmektedir. Düzgün kesme taştan, baldaken tarzında yapılan, 4 ayak üzeri kubbe ile örtülü türbenin kime ait olduğu ve ne zaman yapıldığına dair herhangi bir yazılı belge mevcut olmamakla beraber, yapı üslubu itibariyle 14.-15. yüzyıl eseri olduğu düşünülmektedir.
(1)https://kvmgm.ktb.gov.tr/Eklenti/91068,mardin-dara-antik-kentipdf.pdf?0 (KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Dara Antik Kenti Tanıtım Kitapçığı)
(2)https://tr.wikipedia.org/wiki/Dara_(antik_kent)
(3)https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3034420 , Karataş, L. (2023).Anastasiopolis /Dara Antik Kenti: Nekropol Alanı Büyük Galerili Mezar. Kültürel Miras Araştırmaları Dergisi, 4(1), 29-42.
Tosun, M. 2018 “Kuruluş, Yükseliş Ve Çöküşü İle Roma’nın Mesopotamia’daki Son Varlık Göstergesi: Dara (Anastasiopolis-Iustiniana Nova)”, Amisos, 3/5, 455-480.