MOLLA ZEYREK CAMİSİ

İstanbul

Özellikler

Bina Özellikleri

Özgün yapı
Pantokrator Manastırı
Mimar(lar)
Nikeforos (özgün yapı)
Tamamlanma
12. yy
Yeniden işlevlendirme
Fatih döneminde kiliseden camiye çevrilmiştir.

İmparator II. Ioannes Komnenos’un eşi, Eirene tarafından tahminen 1124’te inşasına başlanan Pantokrator Manastırı’nın üç kilisesi vardır. Kiliselerinin isimleri Hristos Pantokrator, Arhangelos Mikhail ve Theotokos Elaiusa’dır. Mimarının Nikeforos olduğu tahmin edilmektedir.

Manastır Kompleksi

Manastır kompleksi bir hastane, kütüphane, yaşlılar yurdu, tıp mektebi, eczane ve ayazmadan oluşmaktaydı. Üç binadan oluşan kompleksin en eski bölümü güneydeki yapı olmalıdır. Beş bölümlü esas narteksinin orta bölümünün üstünü yüksek kasnaklı bir kubbe örter.

Mimari Özellikler

Geç döneme ait, her biri çapraz tonozlarla örtülü beş bölümlü bir dış narteks vardır. Kiliselerden ikisi kapalı Yunan haçı planlıdır, ortadaki kilisenin tek nefi iki kubbe ile örtülüdür ve batısında üç bölümlü bir narteks vardır.

Süslemeler

Yapının gizli tuğla duvar örgüsü eski yapılardan sökülmüş renkli mermer levhalarla kaplanmıştır. Manastırın tavanı zengin mozaiklerle, pencereleri ise renkli camlarla yapılmış vitraylarla süslenmiştir.

Evliya Çelebi, tonoz kubbelerinin içinde altın yaldızlı çeşitli resimler olduğunu kaydeder. Güneydeki yapı ‘opus sectile’ tekniğinde mermer bir döşemeye sahipti. Yapıda farklı malzemeler kullanılarak ortak motiflerle şekillenen bir bezeme üslubu yaratılmıştı.

Rölikler ve Kutsal Emanetler

Pantokrator’da, azizlerden Demetrios'un röliği ile Florus ve Laurus adındaki iki azizin rölikleri bulunuyordu. Aziz Blasius'un kafatası, Latin Kralı II. Baudoin (hd 1228-1261) tarafından Fransa Kralı Saint Louis'e gönderilmişti. İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra üzerine yatırıldığı tahta sehpanın da Pantokrator'da olduğu söylenir.

Fatih Sultan Mehmet Dönemi

Komnenos ve Palaeologos Hanedanının mezarlarının bulunduğu Pantokrator Manastırı, Fatih’in emriyle medrese haline getirilerek İstanbul’un ilk eğitim kurumu olmuştur. Batı cephesine bir tuğla minare eklenerek cami olarak kullanılmıştır. Medresenin müderrislerinden Zeyrek lakaplı Molla Mehmed Efendi yapının yeni isminin kaynağıdır.

Deprem Sonrası Onarımlar

Zeyrek Kilise Camisi 1766 depreminde zarar görmüştür. Sultan III. Mustafa dönemindeki onarımlarda kuzeydeki yapının kubbesini taşıyan sütunlar, köşeleri pahlanmış kare kesitli taş ve tuğladan örülen payelerle değiştirilmiş, güneydeki yapıdaki sütunların yerine Osmanlı Baroku üslubunda dilimli taş payeler yapılmıştır. Yapının bezemeleri Osmanlı Barok üslubunda yenilenirken, Bizans devrine ait renkli mermerler yok olduğundan yerlerine mermer taklidi kalemişleri yapılmıştır. Caminin alçı mihrabı, mermer minberi ve ahşap vaaz kürsüsü de bu dönemde üretilmiştir.

Minber, Bizans döneminden kalma renkli mermer levhalar ve mimari parçaların kullanılmasıyla oluşturulmuş, köşk kısmı Bizans dönemine ait sütunlar ve kemerli mermer levhalar kullanılarak klasik Osmanlı minberleri şeklinde yapılmıştır.

Cibali Yangını

1833'teki büyük Cibali yangınında zarar gören yapı, birkaç yıl sonra mimarisinde bazı değişiklikler yapılarak restore edilmiştir.

Kaynakça

Ayvansarâyî Hüseyîn Efendi, Alî Sâtı Efendi ve Süleyman Besîm Efendi. (2001). Hadîkatü’l-Cevâmi, İstanbul Câmileri ve Diğer Dinî-Sivil Mi'marî Yapılar, Haz. Ahmed Nezih Galitekin, İşaret Yayınları, İstanbul, s. 172.

Kahraman, Seyid Ali ve Dağlı, Yücel. (2003). Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, 1. Cilt, 1. Kitap, YKY, İstanbul, s. 100-101.

Eyice, Semavi. (1994). ‘Zeyrek Kilise Camii’, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, C. 7, Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul, s. 555-557.

Yılmaz, Hayri Fehmi. (2013). ‘Zeyrek Kilise Camii’, DİA, C. 44, İstanbul, s. 377-378.